Jeopolitik Alanda NATO ve Rusya Savaşı

 rz“Doğu Avrupa’yı yöneten Kalpgah’a; Kalpgah’ı yöneten Dünya Adasına; Dünya Adasını yöneten dünyaya egemen olur.” Halford Mackinder’e ait bu söylem aslında Avrasya’nın dünya yüreği olduğunu her geçtiğimiz gün bir daha ispatlanıyor. Heartland jeopolitik teorisi 20. yüzyılda söylenmesine rağmen henüz doğruluğunu kaybetmemiştir. Mackinder’in düşüncelerinde Doğu Avrupa özel öneme sahiptir. Kalpgah’ın (Heartland) kapısı Batık-Karadeniz berzahıydı. Dünya adası denen mega-kıtanın tam ortasıydı.

1977-1981 arasında ABD başkanı Jimmy Carter’in savunma danışmanlığını yapan Zbigniew Brezinski 1997 yılında yazdığı “Büyük Satranç Tahtası” adlı eserinde; “Avrasya, Amerika için jeopolitik bir ödüldür, yaklaşık 500 yıl boyunca Avrasyalı güçler ve bu bölgede bölgesel hakimiyet kurarak küresel güç olmaya çalışan uluslar arasındaki kavga dünya siyasetini belirledi, şu anda Amerika Avrasya’da rakipsizdir ve Amerika’nın küresel önceliği Avrasya’daki hakimiyetini ne kadar etkili ve ne kadar süre muhafaza edeceğine doğrudan bağımlıdır” demektedir.

ABD özellikle Soğuk Savaş döneminde bile klassik “Heartland” jeopolitik teorisini prensip tutarak, Sovyetlerle (SSCB) ilgili Avrasiya’nın kalbinde global ölçekte politika yürüttü.

Jeopolitik düşüncelerini ilerleterek Polonya’nın güvenliği üzerinde inşa etmeye çalışan Josef Pilsudski’nin asıl amacı tam da Mackinder’in istediği gibi, yani Almanya ve Rusya’nın yaklaşmasını engellemeye hizmet ediyordu. Prometeciliği ortaya atan Jozef Pilsudski’ye göre bir yandan Baltık, Hazar ve Karadeniz havzaları boyunca Rusya’yı sıkıştırırken, diğer tarafdan Almanya ile Rusya arasında tampon bölge oluşturulacaktır. Bu jeopolitik teoride mühim bir role sahip Polonya ise Almanya ile Rusya arasındaki fay hattının tam ortasındaydı.

Prometecilik 1989 sonrasında yeniden doğdu. Polonya 1999 yılında NATO ve 2004 yılında Avrupa Birliği’ne (AB) katıldı. Rusya-yanlısı ayrılıkçılarla mücadelede Kiev hükümetine en büyük desteği veren Varşova, Orta ve Doğu Avrupa’da NATO askeri varlığının güçlendirilmesi tezini savunuyor. Aslında şu anki Polonya siyasi yönetimi artık Pilsudski mirasına dönmektedir. Bunu kanıtlayacak bir çok olay yaşandı ve kısa zaman içerisinde de farklı farklı şekillerde de yaşanacağı öngörülüyor.

Varşova Zirve Görüşünde alınan Jeopolitik Kararlar

2016 yılının 8-9 temmuz tarihlerinde Polonya’nın baş kenti Varşova’da NATO’nun üst düzey konferansı gerçekleşti. Konferansın gerçek tartışma konusu açıkça söylenmesede asılında detaylar açıktır. Müzakere masasındakı dosyalardan da gözüktüğü gibi konferans’ın odaklandığı bir numaralı sorun Rusya ve onun Batık ülkeleri, aynı zamanda Doğu Avrupa için yaratdığı güvenlik tehdididir. Tabiki, Varşova toplatısına katılan NATO üyesi bölge ülkelerinin asıl amacı Rusya’nın onlara karşı gerçekleştirebilecek her hangi bir tecavüzü önlemek için NATO’dan tam ciddiyyeti ile askeri qaranti (5.madde) talep etmek idi.

“Neden NATO zirve görüşünü Polonya’da düzenledi?” sorusuna birkaç önemli cevap aktarabiliriz. Mesela:

Birincisi, Polonya jeopolitik acıdan tarihi bir misyon taşıyor ve Rusya’ya karşı yaratılmakta olan tampon bölge hattın en tepesinde gelen lider ülkedir. Tarihi jeopolitik çağrılardan çıkış eden ABD sözde Polonya’nı Rusya’dan koruma adına kendi çıkarları, NATO’nun Avrupa’da var oluşu için bu ülkeni kesinlikle kullanmaktadır.

İkincisi, anglo-saxon jeopolitik bakışına göre Polonya Rusya ve Almanya yaklaşmasını önleye bilecek, belke de ilk başda gelen ülkedir. Bunu kanıtlayacak bazı tarihsel jeopolitik teoriler var. Örneğin Halford Mackinder’in “Heartland” teorisi ve bu bakışdan kaynaklanan eski Polonya başkanı Pilsudski’nin ireli sürdüğü “Pilsudski Avrupası, veya Promotecilik” projesi buna kanıtdır.

Üçüncüsü, NATO (ABD) ekonomik yaptırımlarla kapana kısıtılmış Rusya’nın Avrupa enerji pazarına son girişimcilik projesi gibi etiketlenen “Kuzey Akımı-2” projesinin iptalını hedefliyor. Bu doğal gaz projesinin Almanya ve Rusya birliğine hizmet etmesiyle paralel, onun Polonya üzerinden de geçmesi planlanıyordu. 2019 yılına kadar tamamlanması kararlaşdırılan ve 55 milyar kübmetr ötürme kapasitesine sahip “Nord Stream-2” doğal gaz projesi vasıtasıyla ayını zamanda harita üzere Baltık denizinden geçmekle Rusya gazını Almanya’ya ihrac edecektir.

Temmuz 8-9 tarihlerinde geçekleşen üst düzey Varşova (Polonya) NATO zirve görüşünden sonra alınan kararlara göre kısa süre içerisinde 3 NATO taburunun Litvanya, Letonya ve Estonya’ya gönderilcek. Mesela, Polonya’da ABD askerleri olacaksa, Litvanya’da Almanya askerleri olacak. Alınan kararlara bakdığımızda Jeopolitik durum gayet iyi anlaşılıyor. Muhtemelen, Almanya’nı jeostrateji oyuna katmasında ABD’nin asıl hedefi tabiki, yoluna düşmekte olan Almanya ve Rusya ilişkilerini kilitlemekdir. Almanya uzun zamandır Rusya’ya karşı uygulanan ekonomik yaptırımları kaldırmak için kararları etkileyebilecek bazı yollar denemektedir.

Alman hükumeti ABD’nin etkisi ile Rusya karşı ekonomik yaptırımları durdurmasa da, ancak alman şirketleri yeniden Rusya pazarına geri dönmektedirler. 2016 yılının açıklanan rakamlarına göre Rusya ve Almanya arasındaki iş adamlarının yatırdığı bir kaç ekonomik proje tutumu neredeyse 35 milyon euro olmuştur. 2015 yılında ünlü alman firması Bosch Rusya’da 10 milyon dolar değerinde fabrika kurduğunu, 2016 yılında ise, alman şirketi WILO Rusya’da çalışacağını duyurdu. Bundesbank’ın bildirilerine göre 2016 yılının ilk dört ayında sadece Almanya’dan Rusya’ya 1,1 milyar euro değerinde direk finansal yatırım gerçekleşmiştir.

ABD özel istihbarat organizasyonu Stratfor’un  açıkladığı bilgilere göre Polonya Orta ve Doğu Avrupa’da ABD ve NATO’nun Rusya’ya karşı öne sürdüğü siper ülkedir. Ve Polonya sürmekde olan bu enerji savaşlarında, daha net söylemek gerekirse, Avrupa Birliği’nin (AB) enerji güvenliğinde tranzit ülke olarak, hatta Rusya’nın sıkıştırılmasında da önemli çekiye sahip ülke olarak belirlenebilir. Stratfor kesinlike Varşova hükumetinin Rusya’nın Almanya’ya gidicek olan “Nord Stream-2” projesinin karşısını almak için her şey yapacağını söylüyor.

Bilindiği gibi Polonya’nın şu anki yönetimi ABD yanlısıdır ve bu ülkede Amerika Birleşik Devletleri ekonomik ve askeri şekillendirmeyi bizzat kendisi hayat geçirmektedir. Muhtemelen böyle bir durumda Almanya’nın Rusya’ya yaklaşması mümkün olmayacaktır, aynı zamanda Almanya Polonya’nı da kontrolünden çıkarmış olacak.

Nitekim Doğu Avrupa’da yaşanmakta olan ve kısa zaman içerisinde daha da hızlanan jeopolitik değişiklikler, NATO ile Rusya arasında yaşanan jeostrateji ve jeopolitik savaş alanı gibi değerlendirebiliriz. Zira tüm olanları analiz ederek kesinlikle söyleyebiliriz ki, 2016 yılında Avrasya mekanında tarihi “Heartland” teorisinin Rusya’ya karşı sunduğu tampon bölge şartını şu an itibariyle ABD hayat geçirmek için her türlü çaba sarf etmektedir.

 

Faruk Hasanov, Dış Politika Uzmanı (Foreign Policy Analyst)

 

Kaynakça

Brzezinski, Z. (1997) “The Grand Chessboard” (Büyük Satranç Tahtası), Geopolitics, International Politics, s.39.

Bradley, N. (2014) “Geopolitics of Empire: Mackinder’s Heartland Theory and the Containment of Russia” (İmparatorluk jeopolitiği: Mackinder’in Heartland Teorisi ve Rusya muhafazası), 02 April, şuradan ulaşılabilir: https://www.sott.net/article/276668-Geopolitics-of-Empire-Mackinders-Heartland-Theory-and-the-Containment-of-Russia

Scott M. and Alcenat W. (2008) “Revisiting the Pivot: The Influence of Heartland Theory in Great Power Politics” (Büyük Güç Siyasette Heartland Teorisinin Etkisi), 09 May, Macalester College, s. 3-28.

Ismailov, E. and Papava. V. (2012) “The Heartland Theory and the Present-Day Geopolitical Structure of Central Eurasia” (Heartland Teorisi ve Orta Avrasyanın günümüzdeki Jeopolitik Yapısı), 05  July, s. 87.

Rogers, J. (2014) “A letter from Prof. Sir Halford Mackinder to European leaders on Russia’s invasion of Ukraine” (Ukraynanın Rusya işgali ile ilgili Avrupa liderlerine Prof. Sir Halford Mackinder’den bir mektup), 09 March, şuradan ulaşılabilir: http://www.europeangeostrategy.org/2014/03/letter-prof-sir-halford-mackinder-european-leaders-russias-invasion-ukraine/

Stratfor, (2012) “The Geopolitics of Poland’s Evolving Relationships” (Polonya’nın Gelişen İlişkiler Jeopolitiği), Geopolitical Diary. ,21 March, şuradan ulaşılabilir: www.stratfor.com/geopolitical-diary/geopolitics-poland%25E2%2580%2599s-evolving-relationships&num=1&hl=en&gl=az&strip=1&vwsrc=0

  1. Kaplan, R. (2014) “Pilsudski’s Europe” (Pilsudski Avrupası), Stratfor, Global Affairs. ,6 August, şuradan ulaşılabilir: https://www.stratfor.com/weekly/pilsudskis-europe

Niedzwiecki, J. (2016) “Political repression and militarization of Poland” (Siyasi baskı ve Polonya militarizasyonu), Voltaire Network, Varsaw (Poland), 10 June, şuradan ulaşılabilir: http://www.voltairenet.org/article192212.html

Deutsche Mittelstands Nachrichten, (2016) “Trotz Sanktionen: Deutsche Unternehmen bauen Fabriken in Russland” (Yaptırımlara aksi olarak: Alman iş adamları Rusya’da fabrikalar inşaa etmektedirler), 27 Juni, şuradan ulaşılabilir: http://www.deutsche-mittelstands-nachrichten.de/thema/russland/

Deutsche Wirtschafts Nachrichten, (2016) “Das neue Europa: Polen will mehr USA und weniger EU” (Yeni Avrupa: Polonya Avruopa Birliği ile değil, ABD ile daha fazla çalışmak istiyor), 01 Januar, şuradan ulaşılabilir: http://deutsche-wirtschafts-nachrichten.de/2016/01/02/das-neue-europa-polen-will-mehr-usa-und-weniger-eu/

(2009) “Geopolitics and US Middle Eastern Policy: Mackinder and Brzezinski (Jeopolitik ve ABD’nin Orta Doğu Politikası: Mackinder ve Brzezinski), ISN – Managing information, sharing knowledge: International Relations and Security Network, Zurich (Switzerland): Leonhardshalde 21, LEH, s. 2-4.

 

 

 

Reklamlar

Rusya – Mısır ilişkilerinde yeni dönem

45174Sovyet sonrası dönem için en üst düzey ziyaret özelliği taşıyan görüşmelerde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun Mısır’a helikopter ve hava savunma sistemlerinin de içinde bulunduğu 4 milyar dolarlık askeri donanım satmayı teklif ettiği iddia ediliyor. Bu miktarın karşılanmasında 3 Temmuz’da yaşanan askeri darbeye verdiği destekle bilinen Suudi Arabistan’ın Mısır’a yardım edeceği iddia edildi.

ABD Başkanı Barack Obama’nın Kahire yönetimine karşı tavır almasının ardından Rusya’nın bölgede ağırlığını artırmak için harekete geçtiği iddia edildi.

Rusya’nın Pasifik Filosu’ndan güdümlü füze kruvazörü Varyag, Mısır’ın İskenderiye limanına demirledi. Böylece 1992’den bu yana ilk kez bir Rus savaş gemisi Mısır’ı ziyaret etmiş oldu.

İskenderiye ve Tüm Afrika Patriği 2. Feodor’un da güvertesinde bir ayin düzenlemesi beklenen krüvazör 16 Kasım’da Akdeniz’deki görevine dönecek.

Obama yönetimi aldığı kararla Mısır’a yönelik Apache helikopterleri, Harpoon gemi savar seyir füzeleri, F-16 ve tanklar için yedek parça sevkiyatını durdurmuş, Mısır ordusu için öngörülen 260 milyon dolarlık yardım da askıya alınmıştı.

Sovyetler Birliği ve Mısır 1960’larda Cemal Abdül Nasır yönetimi sırasında çok yakın ilişkiler geliştirmişti. Nasır’ın ölümünün ardından iş başına gelen Enver Sedat ise ülkeyi Batı’ya doğru yönlendirmişti. Temmuz 1972’de bölgede Sovyet askeri tesislerinin kapatılması ve 20 bin Rus Mısır’dan çıkarılmıştı.

Lavrov’un Atina görüşmeleri

imagesRusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov Atina’da Başbakan Antonis Samaras ve Başbakan Yardımcısı Evangelos Venizelos ile görüştü. Moskova’nın özelleştirmeye konu olan Yunanistan Demiryolları TRAINOSE ile Selanik Limanı’na yönelik ilgisi biliniyor. Bu görüşmelerde ayrıca Başbakan Samaras’ın Rus doğalgaz devi GAZPROM’un Yunanistan’a sattığı doğalgazın fiyatında indirim yapılması Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov tarafından olumlu karşılandığı belirtildi.

Dışişleri Bakanı Lavrov, Yunan Doğalgaz Şirketi DEPA ile Rus şirketi GAZPROM arasındaki ilişkilere atıfta bulunurken, görüşmelerin en kısa zamanda tamamlanacağı ve Yunanistan’a satılan doğalgazın fiyatlarında önemli indirime gidileceğini söyledi.

Görüşmelerde ayrıca, Yunanistan’ın AB Dönem Başkanlığı’nda iki ülke arasındaki işbirliğinin nasıl olacağı konuşuldu. Rusya, Yunanistan’ın Rusya’dan gelen turistleri de göz önünde bulundurarak, Rus vatandaşlarının önündeki AB vize sorunun kaldırılması için çalışmasını takdir ediyor.

Bunların dışında Lavrov, Suriye’deki olaylar çerçevesinde imalı sözler söyleyip “rejimin savaşla devrilmesini isteyenler duygularını gizleyemiyorlar” dedi.

Gazprom 1,2 trilyon ruble (37,4 milyar dolar) ile Rusya’nın en değerli şirketi

Marka değerlendirme şirketi Interbrand’ın Rusya için yaptığı çalışmada Gazprom 1,2 trilyon ruble ile (37,4 milyar dolar) ülkenin en değerli markası olarak değerlendirildi.

40 değerli markanın yer aldığı listede Telekom şirketleri yüzde 19, petrol şirketleri yüzde 11, gıda yüzde 12,5, medya yüzde 12,5, perakende yüzde 5, alkol yüzde 10, finans yüzde 15 ve metalurji yüzde 10 payla yer alıyor.

İkinci sırada mobil telefon şirketi MTS 192 milyar ruble (6 milyar dolar) ve üçüncü sırada Beeline 155 milyar ruble (4,8 milyar dolar) ile yer aldı.

En değerli 10 marka arasında demir çelik üreticisi Norilsk Nickel, devlet bankası Sberbank, Megafon, petrol şirketleri TNK, LUKoil ve Tatneft ile bira üreticisi Baltika var. Rusya’nın devlet petrol şirketi Rosneft 31 milyar ruble (1 milyar dolar) marka değeri ile 13’üncü sırada yer bulabildi.

2000’den bu yana dünya markalarını değerlendiren Interbrand’ın küresel listesinde Apple ilk sırada yer alıyor.

 

Gazprom-Kapital-Places-Bonds

Rusya’da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sayısı 60.000 civarında

15062013103613-1rsRusya’da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sayısı 60.000 civarında olduğu açıklandı. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın açıklamasına göre Rusya, Türkiye vatandaşlarının en fazla yaşadığı ülkeler sıralamasında 59 bin 177 kişi ile 11’inci sırada yer alıyor.

CHP Ankara Milletvekili Levent Gök’ün soru önergesine cevap veren Yılmaz, yurt dışında toplam 3 milyon 920 bin 592 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının yaşadığını belirtirken, Avrupa’da 3 milyon 186 bin 157, Asya’da 341 bin 594, Amerika’da 292 bin 512, Avustralya’da 74 bin 430 ve Afrika’da 25 bin 899 Türk vatandaşının yaşadığını açıkladı.

Cemal Saydam: Rusya, Ukrayna, Romanya Çılgın Proje’ye karşı çıkar

Rusyanın Sesi’ne verdiği mülakatta Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Cemal Saydam, İstanbul Boğazı’na Kanal İstanbul’un yapılması durumunda Marmara ve Karadeniz’in tüm ekolojisinin değişeceğini söyledi. Rusya, Ukrayna ve Romanya’nın projeye karşı çıkacağına işaret eden Saydam Kanal İstanbul projesine neden karşı çıktığını RS FM’e anlattı.

Karadeniz’in, “Tuna, Sakarya, Çoruh, Yeşilırmak” gibi tatlı su kaynaklarıyla beslenen bir havuz olduğunu belirten Saydam, “Karadeniz 3 musluktan doluyor, 2 musluktan yani İstanbul ve Çanakkale boğazlarından boşalıyor. Bir musluk daha yani Kanal İstanbul açılırsa sistem bozulur” diyor.

Marmara boşalmaya başladıkça Akdeniz’den gelen suyun artacağını belirten Prof. Saydam, “Karadeniz tuzlanınca ne olacağını bilemeyiz. Rusya, Ukrayna, Romanya da biliyor. Bilime inanan hiçbir ülke buna izin vermez. Putin buna müsaade etmez. Dünya karşı çıkar. Bu projenin unutulması gerekiyor” ifadesini kullandı.

Bir deniz bilimcisi de olan, boğaz sisteminin en iyi uzmanlarından Prof. Dr. Cemal Saydam, Kanal İstanbul projesinin Marmara’ya yeni bir organik yük getireceğini söyledi. Saydam, “Bu yük ilk 10 yılda Fosfat çoğalacak. Oksijensiz tabaka yüzeye çıkacak. Hidrojensülfür oluşur. Yani eski Haliç durumu ortaya çıkar. O zaman Marmara biter. İstanbul biter” diye konuştu.

Kaynak: Rusya’nın Sesi

fft99_mf1304258