Ajanokrasi ve Rusya’yı şirketler üzerinden okumak

kadir1

Bugün Rusya’yla ilgili çok şey konuşabiliriz. Ama öncelikle bir tanım yapmamız ve Rusya’yı enerjiyle tanımlamamız gerek. Rusya dünyada önde gelen diğer ülkelerden farklı olarak gücünü enerji gelirlerine borçludur. Devlet gelirlerinin %50’sinden fazlasını doğalgaz ve petrolden elde eden bir ülkedir.

Bu çok önemli bir nokta… Çünkü Sovyetler yıkıldığı zaman büyük bir askeri güce sahipti. Ama ekonomisi iflas etmişti. Bugün askeri olarak ne kadar güçlü olursa olsun enerji gelirlerine bağımlılığı Rusya’nın yumuşak karnıdır. Rusya’yı sıkıştıranlar bunu kullanırlar mı, tartışılır.

Bir tanım yaptık ve buradan bakarsak Rusya demek Gazprom, Rosneft, Lukoil ve Transneft demek…

Bunlar arasında ön planda Gazprom var. Doğalgazın Volkswagen’i, yani dünyada bir numarası… Volkswagen’i özellikle söyledim çünkü Tayfun Er’in “tesadüf zorunluluğun görünüş biçimlerinden birisidir” sözünü önemsiyorum.

Dünya doğalgaz üretiminin %12’sini yapan bir şirketten bahsediyoruz. 2014 yılında 444 milyar metreküp doğalgaz üreten Gazprom’un 23 trilyon metreküp rezervi olduğu tahmin ediliyor. Bunun yanı sıra 35,3 milyon ton petrol üretimi yaptılar.

2007’de Rusya Parlamentosu Gazprom ve Transneft’e kendi özel ordularını oluşturma yetkisi verdi. Yönetiminde Valery Golubev gibi istihbarat kökenlilerin bulunduğu, 400.000 çalışanı olan bir şirket…

Sosyolog ve şimdi Birleşik Rusya Partisi milletvekili olan Olga Kryshtanovskaya önde gelen 1016 siyasi üzerine yaptığı araştırma sonucunda bunların %26 sının geçmişte ordu veya istihbaratta çalıştığını söylemişti. Toplamda %78’inin ise ordu veya istihbarat ile ilişkili yapılarda daha önce görev almış olduğunu ileri sürmüştü[1].

Siyaset bilimi hocası Yevgenia Albats ise 6000 eski istihbarat ajanının devlette etkili pozisyonlarda görev aldığını yazmıştı. Buradan çıkan ikinci tanım: Rusya enerji gelirlerine bağımlılığını güvenlik devleti özelliğiyle bertaraf eden bir ülkedir.

russian-kgb

FSB (eski KGB) aynı zamanda bir okul

Ordu ve istihbarat kökenli olup yönetici elitte yer alan “Silovik”ler arasında Igor Sechin, Sergei Ivanov, Viktor Ivanov, Sergey Shoygu, Sergey Naryshkin gibi isimler var. Tabi en başta Putin…

2008 yılında Alman iç istihbarat kurumu Anayasayı Koruma Federal Dairesi başkanı Heinz Fromm Rusya ve Çin’i petrol, doğalgaz ve askeri alanlarda Almanya’da geliştirilen gizli teknolojik bilgileri çalmakla suçlamıştı[2]. Bu olay da bahsettiğimiz yapı ile uyum arz ediyor.

Bunun Sovyet ordu – istihbarat geleneğiyle ilgisi var. Ayrıca bu koşulların güvenlikle ilgili olduğu ve geçmiş tecrübelere bağlı geliştiği de söylenebilir.

Sovyetler Birliği yıkıldıktan sonra devlet işletmeleri kupon metoduyla özelleştirilmişti. Bu, her Rus vatandaşının ellerindeki kuponlar karşılığında devlet şirketlerine ortak olması anlamına geliyordu. Şirketin üçte biri 1994 yılı itibarıyla 750.000 kişiye ait hale geldi. Hisselerin %15’i şirket çalışanlarınında kalırken devletin payı %40 civarında kalmıştı. Gazprom bu dönemde güçlü bir çete tarafından soyuldu. Viktor Çernomirdin ve şirket CEO’su Rem Viakhirev’in gözetiminde şirketin varlıkları Itera şirketine aktarıldı.

Putin 2000’de devlet başkanı seçildikten sonra o zamanlarda pek tanınmayan birisi olan Medvedev’i şirket yönetim kurulu başkanlığına getirdi. Itera şirketi iflas ettirildi. 2005’te şirketin %10.7’sinin Rosneftegaz’a 7 milyar dolar gibi ucuza denilebilecek bir fiyata satılmasıyla devlet hisse çoğunluğunu ele geçirdi ve bundan sonra Gazprom’daki yabancı hisse sınırı kaldırıldı. Ve bundan sonra “devlet şirketi” olarak iyi yönetildi.

Böyle bir şirketi yönetmek kolay olmasa gerek… Gazprom’un en büyük üretim alanları kutba yakın diyebileceğimiz kuzey bölgesinde, Obi körfezi ve Yamal yarımadasında bulunuyor. En yakın ülkeye 3500 – 4000 km uzaklıkta bir yer… Toplamda ise 160.000 kilometreye yakın ana boru hattına sahipler. Bunlar muazzam rakamlar…

1877’de çizilen bir Avrupa illüstrasyonda Rusya ahtapot olarak resmedilmiş. Bugün boru hatları Rusya için ahtapotun kolları gibi… Rafa kaldırılan Güney Akım (South Stream) boru hattı Bulgaristan’dan geçip Yunanistan üzerinden İtalya’ya, Sırbistan üzerinden de Orta Avrupa’daki hatlara bağlanarak Rusya’nın Ortodoks ve Slav politikalarına katkı sağlayacaktı. Vyborg’tan başlayan Kuzey Akım (Nord Stream) hattı ise doğalgazı doğrudan Almanya’ya ulaştırarak Rus-Alman ittifakını taçlandırmayı başardı. Bugün İngiliz-Hollandalı Shell, Alman E.ON ve Avusturyalı OMV’yle birlikte var olan iki hatta iki tane daha ekliyorlar.

Kuzey Akım’ın inşa ve operasyonu için kurulan Nord Stream AG şirketi İsviçre merkezli… Şirketin CEO’su Doğu Alman istihbarat örgütü Stasi’nin eski ajanı Matthias Warnig. Tesadüf mü? Norveçli araştırmacı Bendik Solum Whist şirketin İsviçre’de kurulmasının ülkedeki bankacılık sektörünün gizlilik sağlama özelliğinden kaynaklandığını söylüyor[3]. Şirketin ortaklar heyeti başkanının eski Alman şansölyesi Schröder olduğu genelde bilinir. 2008’de de eski Finlandiya başbakanı Lipponen’i Finlandiya ile aracılık yapması, işleri kolaylaştırması için danışman yapmışlardı. Bunun başka örneği var mı bilemiyorum.

New_2_DSCF3826

Putin, Schroeder ve Warnig

2014 mayısında Gazprom Çin Petrol Şirketi (CNPC) ile 400 milyar dolarlık bir anlaşma imzaladı. 30 yıllık bir dönemi kapsayan anlaşmayla 2018’den başlayarak Çin’e yılda 38 milyar metreküp doğalgaz verecekler.

Rusya’nın en büyük petrol üreticisi Rosneft de Eylül 2015’te Çin’le 30 milyar dolarlık bir antlaşma yaptı. Yine Rosneft’in Kasım 2015’te kuzey kutbu petrolü için Çin’le ortaklık görüşmeleri yapıldığı açıklandı. Bu projelerin de Kuzey Akım gibi bir fonksiyonu olduğu muhakkak.

Yine geçen kasım ayında, İngiliz BP, Rosneft’in Doğu Sibirya petrol ve doğalgaz sahalarında faaliyet gösteren iştiraki Taas-Yuryakh Neftegazodobycha LLC (Taas) şirketinin yüzde 20 hissesini satın aldı.

Burada üçüncü tanımı yapalım. Enerji hatlarının Avrasya’da oyun kurucu özelliği artıyor.
Peki, Türkiye bütün bu oyunun neresinde? Doğru pozisyon almış mı? Hadiseler oluyor, Güney Akım iptal ediliyor, Türk Akımı var deniliyor. Sonra beklentiler yine değişiyor.
Bir dizi ayrışma ve çatışma var. Burada bir soru daha sormak gerek. En ciddi mücadele kimler arasında? ABD ile Rusya’nın mı? Yahudilerle Hristiyanlar arasında mı? Müslümanlarla mı veya Çin’le mi?
Rusya’yla sorun kuzeyde değil, güney sınırımızda çıktı. Bunun bir geometrisi var. Bir zaman makinesi olsaydı ve yirmi yıl sonrasına gidip geri dönebilseydik bunları cevaplamak daha kolay olurdu. Bunu yapamadığımıza göre bugünü yirmi yıl önce tahmin etmiş adamları okumak gerek. Aklıma Mahir Kaynak’ın bir sözü geliyor. “ABD, Türkiye’yi kaybetmeye razı olabilir mi? Olabilirse mesele yok, o zaman Kürt devletini kurar. Ama biz diyoruz ki, bugünkü şartlar içerisinde ABD, Türkiye’yi kaybettiği zaman büyük savaşta çok gerilemiş konuma gelir” diyor.
Şimdi Rusya Türkiye’ye karşı birtakım tedbirler alıyor. Turizm gelirimiz ayrı bir kalem, Rusya’daki müteahhitlik hizmetleri ayrı bir kalem ama Türkiye öyle veya böyle, en fazla dış ticaret açığı verdiği ülkeden yaptırım görüyor. Doğal olarak bu bizi yeni arayışlara soktu.
Bu esasen Rusya’nın bir tavrı. Putin’in sözcüsü Dmitry Peskov Rusya 2006’da Ukrayna’nın gazını kestiğinde tepki veren Batı’yı ekonomik bir sorunu siyasileştirmekle suçlamıştı. Gazprom’un sonuçta bir şirket olduğunu ve menfaatini korumasının doğal olduğunu söylemişti. Bugün Rusya’daki Türk şirketleri de sadece iş yapıyorlar. Rusya bu şirketlerin yaptığı işi fazla siyasileştirmeden yaptırımları yumuşatmalıdır.

[1] Russia: Expert Eyes Security Ties Among Siloviki 20.12.2006 http://www.rferl.org/content/article/1073593.html

[2] Analysis: Russia spies on German firms, 16.05.2008, http://www.spacewar.com/reports/Analysis_Russia_spies_on_German_firms_999.html

[3] Solum Whist, Bendik: Nord Stream: Not Just a Pipeline, Fridtjof Nansen Institute http://www.fni.no/pdf/FNI-R1508.pdf

Reklamlar

Ukrayna’daki sonuç Rusya’nın Avrasya derinliğini de tayin edecek

kadir1Rusya’nın Batı’ya karşı aldığı pozisyonun son on yılda giderek güçlendiğini görüyoruz. Rusya’nın İran ve Suriye gibi bölge ülkeleri ile ilişkilerini bu bağlamda okumak gerekir. Rusya dış politikasının temel elementi enerjidir. Rusya enerji üzerinden oyun kuruyor. Örneğin kendi projelerine tehdit olarak gördüğü Litvanya Cumhurbaşkanı Grybauskaite’yi yıpratmaya çalışıyor. Rusya sağlık nedenleriyle Litvanya’dan süt ürünleri ithalatını durdurdu. Süt ürünleri ihracatının yüzde 85’ini Rusya’ya yapan Litvanyalı üreticileri zor durumda bıraktı.

Yakın zamanda Rusya 6-7 yıl aradan sonra Gürcistan menşeli sebze ve meyvelerinin ülkeye girmesine yeniden izin verdi. Bunda da siyasi bir arka plan var. Bilindiği üzere Rusya sürekli olarak Türkiye’den aldığı sebze ve meyveleri de geri gönderiyor.

Türkiye’nin Rusya ile 36 milyar dolarlık bir ticaret hacminin en önemli bölümü Türkiye’nin doğalgaz ithalatı. Bundan ötürü Türkiye’deki enerji ihaleleri Rusya’da dikkatli bir şekilde takip ediliyor. Türkiye geçtiğimiz yıl ithal ettiği 51 milyar metreküp doğalgazın 30 milyar metreküpünü Rusya’dan, 9,6 milyar metreküpünü İran’dan ve 6,6 milyar metreküpünü Azerbaycan’dan almış. Türkmen gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması Türkiye açısından çok önemli olmasına rağmen yıllardır bu konuda ilerleme sağlanamadı.

Türkiye’nin enerjide dışa bağımlı olması en ciddi ekonomik sorun olan cari açığın da temel nedeni. Yüzde 70’in üzerinde dışa bağımlılığımız bulunan enerjide ithalata 60 milyar dolar civarında bir ödeme yapıyoruz. Türkiye’nin bugünlerde en çok stratejiye ihtiyacı var. Aktardığımız tablodan enerji stratejisinin yetersiz olduğu net olarak görülüyor.

Azerbaycan doğalgazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacak olan TANAP boru hattı 2018’de tamamlandığında Şah Deniz doğalgazı transfer edilecek. Yine Türkiye’nin dünya rezervlerinin %12’sine sahip olan Türkmenistan’a yönelmesi gerekiyor. Bakü-Tiflis-Kars tren hattının tamamlanması Azeriler, Gürcüler ve bizim için olduğu kadar Türkmenler için de çok önemli. Böylece Türkmenistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye vasıtasıyla demiryolu ve denizyolu olarak Akdeniz ve Avrupa’ya bağlanacak. Hatta Çin – Avrupa bağlantısı sağlanacak.

Türkiye’nin çıkarları ile Rusya’nın çıkarları Türkî cumhuriyetlerde aynı doğrultuda değil ve Türkiye’nin bu coğrafyaya yönelik ilgisi de henüz istenilen düzeyde değil. Rusya eski nüfuz alanında ağırlığını artırmakla kalmadı. Şimdi Akdeniz’de de etkinliğini artırıyor. 2013’te Rusya’dan Yunanistan’a üst düzeyde ziyaretler yapıldı. Ekim sonunda Dışişleri Bakanı Lavrov’un ziyaretinde Yunanistan Demiryolları ile Selanik Limanı’na yönelik bir görüşme oldu. Savunma Bakanı Şoygu da Aralık başındaki ziyaretinde Rus donanmasının Yunan limanlarından yararlanmasını görüştü. Bu arada Gazprom Yunan doğalgaz şirketi DEPA’nın %20’lik indirim talebini kabul etti. Türkiye ise Rusya’dan aldığı doğalgaza Avrupa ülkelerinden en az 25 dolar daha fazla ödüyor. Almanya, bin metreküp doğalgaz için Rusya’ya 375-380 dolar öderken, Türkiye 390- 400 dolar ödeme yapıyor.

Geçen Aralık’ta ArmRusGasprom hisselerinin Gazprom’a geçmesiyle Ermenistan’ın 2043’e kadar sadece Rusya’dan gaz alması söz konusu olacak. Böylece Ermenistan’da Rusya’nın etkisi daha da arttı. Diğer yandan gerek soykırım tezi gerekse 1990’ların başından beri işgal altında olan Dağlık Karabağ’daki fiili durum Türk–Ermeni ilişkilerinin gelişmesini engelliyor. Duma sözde soykırımı 1995 ve 2001’de iki kez kabul etmişti. Putin de geçen Aralık başındaki Ermenistan ziyaretinde Erivan’daki sözde soykırım anıtını ziyaret etti. Bakü-Ceyhan boru hattının gecikmesini sağlayan PKK Türkiye’nin Kafkasya ve Orta Asya’daki etkisini önemli ölçüde azaltarak Rusya’ya avantaj sağlamıştı.

Türkiye’ye doğalgaz satış fiyatı 400 doları bulan Rusya, Ermenistan’a 1000 metreküpü 189 dolardan gaz vereceğini açıkladı. Putin, Ermenistan’a satılacak olan petrol ürünlerinde yüzde 35’lik vergilerin alınmayacağını söyledi.

Rusya’nın batı ile ilişkilerinde Almanya bir açıdan köprü konumunda bulunuyordu. Doğu Alman kökenli olan Merkel döneminde Almanya ve Rusya ilişkileri daha da gelişti. 6000 küsur Alman şirketinin faaliyet gösterdiği Rusya’da 22 milyar dolarlık bir Alman yatırımı bulunuyor. 2011’de açılan Kuzey Akım boru hattı ile direkt olarak Rus doğal gazını temin etmeye başlayan Almanya doğalgazının yüzde 40’ını petrolün de yüzde 35’ini Rusya’dan alıyor. Bu noktada farklı bir geometri de olabilir. Prof. Dr. Anıl Çeçen Ukrayna’daki kaosun Alman – Rus yakınlaşmasının engellenmesine hizmet ettiğini söylüyor.

Rusya’nın Almanya’yla yakınlaşmasından Polonya da rahatsız oluyor. Polonya Rusya’yla başından beri sıkıntı yaşıyor. AİHM, katliam Avrupa İnsan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin kabul edildiği 1950’den önce olduğu için Katyn Katliamı ilgili “zaman bakımından yetkisizlik” kararı aldı ve Rusya bu yüzden ceza almaktan kurtuldu.

Ortadoğu’ya döndüğümüzde Rusya’nın İran’la işbirliği yapmak istediğini görüyoruz. Her ikisi de ABD’nin kendi güçlerini sınırlamak istediğini düşünerek hareket etmekte ve yeni işbirliği imkânları araştırıyorlar. Ruslar inşa ettikleri Buşehr nükleer santralini geçen eylülde İran yönetimine devretti. İran bir kaç nükleer santralin daha inşa edilmesini planlıyor. Suriye sorunu da iki ülkeyi yakınlaştırdı.

Geçen yılın sonunda İranlı bir işadamına ait olduğu söylenen ve içinde 20 milyar Euro olduğu tespit edilen bir uçağın 2007’den beri Moskova’nın Şeremetyevo havaalanında bulunduğu haberi yayıldı. Bu paranın esas olarak Saddam Hüseyin’in serveti olduğu da iddia edildi. Bu olay tam olarak anlaşılamadı.

Washington merkezli Global Financial Integrity (GFI) yasadışı finansal çıkış miktarını (Illicit Financial Outflows) değerlendiriyor. Bu kuruluşa göre 2002-2011 arası yasadışı finansal akışlarda Çin’in ardından ikinci sırada 881 milyar dolarla Rusya bulunuyor[1].

Bilindiği üzere ABD’nin İran’a uyguladığı ekonomik yaptırımlar var. Amerikan Maliye Bakanlığı, İran lehine 41,3 milyon dolarlık 69 ayrı işlem yapan Rusya bankası Bank Moskvı’ya yaptırımları ihlal ettiği gerekçesi ile 9,4 milyon dolar para cezası kesti.

Batı Rusya’yı sıkıştırmaya çalışıyor. Rusya da kendisini insan hakları yönünden eleştiren batıya cevap veriyor. Geçen yıl Rusya Dışişleri Bakanlığı Avrupa’daki insan hakları ihlalleriyle ilgili bir rapor yayınladı[2]. Bu rapor çok ilginç… AB ülkelerindeki Türk ve Müslümanların maruz kaldığı insan hakları ihlallerine de yer verdi. Yunanistan’da Batı Trakya’daki Müslüman azınlığa yönelik baskılardan bahseden bu rapor Güney Kıbrıs’ta Müslümanların sadece sınırlı sayıda camide ve bu camiler de müze olduğu için günde 2 vakit ibadet edebildiğine yer vermiş. Yine Bulgaristan’da Müslümanlara baskı yapıldığından Nüfusun %10’unu oluşturan Türklerin İçişleri Bakanlığında ve yargıda çalışamadıklarından bahsetmiş.

Aslında benzer sorunlar Rusya’da da var. Ülkede yabancı düşmanlığı artıyor. Liberal Demokrat Parti lideri Jirinovski Kuzey Kafkasya’da nüfus planlaması yapılması gerektiğini söylüyor. Rusya’da azınlıkların toplam nüfusu 10,5 milyon. Bunlar arasında 2,5 milyon Özbek,1,3 milyon Ukraynalı, 1,1 milyon Tacik var. Bunun dışında Kırgız, Moldovalı, Azeri ve Ermeni var. Geçen 4 Kasım’daki “Rus Yürüyüşü”nde yabancı düşmanlığı ayyuka çıktı. RTV kanalının yayın direktörü Ermeni asıllı Margarita Simonyan Hıristiyanlık değerlerinin ve Rus kültürünün korunması gerektiğini vurgulayarak “Rusya böyle devam ederse bir İslam ülkesi haline gelecek” dedi[3].

Bu yılın başında Başbakan Dmitry Medvedev, Rusya’da verilen rüşvetin toplamının Rusya GSMH’sinin yüzde üçüne yaklaştığını açıkladı. Bu da 33 milyar dolara tekabül ediyor. Hatırlarsanız Putin de bir ara ülkedeki yolsuzluklarla ilgili el kesme cezasından bahsetmişti.

Rusya’da erkeklerin %25’i votka bağımlılığı yüzünden 55 yaşından önce ölüyor. Alkol tüketimine yönelik yasaklar sonucu kişi başına yıllık tüketim 18 litreden 13,5 litreye geriledi. Kadın nüfusu erkek nüfusundan 10-12 milyon fazla. Rusya nüfusu uzun zaman sonra ilk kez bir artış gösterdi. Putin Rus ailesine ve maneviyata önem veriyor. “3 çocuklu aile Rusya için norm haline gelmeli” diyor. Rus Ortodoks Kilisesi Putin döneminde daha da güçlendi. 2007’de Rus Ortodoks Kilisesi ile yurt dışındaki Rus Ortodoks Kilisesi birleşti. Toplumda ön planda olan Rusya Patriği diplomatik görüşmelerde de yer alıyor.

Ruslar doğal olarak dünya Ortodoksları ile ilişkilerini geliştiriyor. Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ta ağırlıkları var. Suriye’de Cherubim Manastırı yakınlarına Rus Ortodoks Kilisesi’nin de katkılarıyla Lübnan, Ürdün, Filistin ve İsrail’den de görülebilen 39 metrelik dev bir İsa heykeli dikildi. Rusya’nın Ortadoğu’ya açılan kapısı Suriye’dir. Geçen yılın sonunda Rus Soyuzneftegaz şirketine Suriye’nin Akdeniz’deki ilan ettiği 2190 kilometrekarelik alanda 25 yıllığına petrol ve doğalgaz arama yetkisi verildi.

Superputin çizgiromanında süperkahraman  olarak çizilen Putin / Sergei Kalenik

Kalenik’in Superputin çizgiromanında süperkahraman olarak resmedilen Putin

2013 yılı askeri-savunma harcama rakamlarına göre 68 milyar dolar ile dünya üçüncüsü olan Rusya silah ihracatında ise dünya ikincisi. Rusya 2013 yılında 13 milyar doların üzerinde silah ve askeri teçhizat ihraç etmiş. Putin gelecek 10 yılda savunma harcamaları için 23 trilyon ruble, yani 700 milyar doların üzerinde bir rakam ayrılacağını açıkladı. Putin’in önemli bir projesi de 2018’de tamamlanması öngörülen ve toplamda 13 milyar dolardan fazla bir maliyete sahip olan Vostoçnıy Uzay Üssü.

Rusya eski müttefikleri Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO’ya yakınlaşmasından sonra agresif bir strateji belirledi. Etkisini arttırmaya çalışan bir Rusya’yı konuşuyoruz. Bugün savaş gemilerinin Akdeniz bölgesinde kalıcı olduğunu söyleyen bir Rusya var. Vietnam, Küba, Venezuela, Nikaragua ve Singapur’la askeri üs görüşmeleri yapan bir Rusya var.

Ukrayna’daki sonuç Rusya’nın Avrasya derinliğini de tayin edecek. Batının uluslararası dengelerle oynamak isteyen Rusya’yı sınırlamak istediği çok açık. Batı’nın olaylar patlak vermeden önce Ukrayna’ya 50-75 milyar dolarlık bir destek vermesi gerekiyordu. Bu desteğin sağlanamaması Rusya’nın elini güçlendirdi. Şu anda ülkenin doğusunda ve Kırım’da asıl oyuncunun Rusya olduğu bariz bir şekilde görülüyor.

[1] Illicit Financial Flows from Developing Countries: 2002-2011, syf 12,
http://iff.gfintegrity.org/iff2013/Illicit_Financial_Flows_from_Developing_Countries_2002-2011-LowRes.pdf Erişim tarihi 04.03.2013
[2] MFA of the Russian Federation, Report on Human Rights Situation in the European Union
http://www.geenstijl.nl/archives/images/russenbitchenterug.pdf Erişim tarihi 04.03. 2014
[3] О русских, нерусских и как жить дальше
http://www.kp.ru/daily/26156.4/3043882/ Erişim tarihi 04.03. 2014

AB Ukrayna’da Proaktif Olamadı

kadir1Ukrayna adı genel bir kabulle “sınır ülkesi” anlamına geliyor ve bugünlerde bu anlamla örtüşen hüviyette bir güç mücadelesine sahne oluyor. Halk gerek siyasi, gerek coğrafi olarak önemli bir kutuplaşma içerisinde. Batıdan uzaklaşma olarak değerlendirilen siyasi kararlar bir kanatta yoğun bir endişeyle karşılandı ve kitlesel eylemlere dönüştü.

Önce Ukrayna’da 2004 yılı sonunda gerçekleşen “Turuncu Devrim”i hatırlayalım. Seçimlere hile karıştığı gerekçesiyle geniş katılımlı protesto gösterileri düzenlenmiş ve yenilenen seçimin sonucunda Viktor Yuşenko cumhurbaşkanı seçilmişti.

Viktor Yuşenko o dönemde dioxin türevi olan “TCDD” ile zehirlenmişti; hayatta kalıp cumhurbaşkanı seçildi. Turuncular AB ve NATO üyeliğini telaffuz ediyordu. Bu da Rusya’yı oldukça fazla rahatsız etti. Rusya ekonomi ve enerji kartlarını kullandı; Ukrayna’ya sevk ettiği doğalgazı 2006, 2008 ve 2009’da kesti.

Turuncu Devrim’in diğer bir lideri başbakanlık da yapan Yulya Timoşenko’ydu. Timoşenko siyasetin yolsuzluktan ari olmadığı bir coğrafyada 2011 yılında Rusya ile 2009’daki 10 yıllık doğalgaz anlaşmasında yolsuzluk yapmaktan suçlanıp 7 yıl hapis cezası aldı.

Geniş katılımlı protesto gösterileri son on yılda dünyada gerçek bir domino etkisi yarattı. Çoğu ülkede önemli siyasal sonuçlar doğurdu. Putin ise haklı olarak kitle gösterilerine hiçbir zaman iyi gözle bakmadı. 2011’in sonunda Rusya’da gerçekleşen gösterilerin arkasında Viktor Yuşenko’nun danışmanlarının bulunduğunu iddia etti. Bunların “Turuncu Devrim”i Rusya’ya taşımak istediğini söyledi[1].

Geçen kasım ayında Ukrayna AB ile ortaklık ve serbest ticaret anlaşmalarını imzalayacak, ama Putin Ukrayna’nın AB ile anlaşma imzalanması durumunda Rusya’nın Ukrayna mallarına karşı önlemler alacağını açıklıyor. Bundan sonra Ukrayna AB ile yapılacak antlaşmayı askıya aldı ve olaylar patlak verdi. Muhalefet, haftalarca başkent Kiev’deki Bağımsızlık Meydanı’nda Yuşenko’dan sonra Cumhurbaşkanı seçilen Yanukoviç’in istifası ve seçim talebiyle eylem yaptı.

Turuncuların karşısında yer alan Yanukoviç NATO üyeliğini telaffuz etmemişti. Ama ekonomisinde ciddi zafiyetler olan; Rusya’ya enerji bağımlılığı bulunan bu Ukrayna Batı’yla ilişkilerini geliştirmek de istiyordu. Son süreçte Yanukoviç Ukrayna’nın dönüşümü için yeterli ekonomik desteği sağlamadıkları için AB liderlerine sitemde bulunmuştu. Anlaşmayı Rusya’nın baskısıyla imzalamadığını da ifade etti.

Öte kanatta, Rusya ekonomik yönden güçlendikçe etki alanını genişletmeye çalışıyor. Bu güçlü Rusya; Belarus ve Kazakistan’ın da üye olduğu Gümrük Birliğine Ukrayna’nın da dâhil olmasını istedi. Rusya bu gümrük birliğini daha da genişletme ve derinleştirme niyetinde ve Ukrayna’nın katılımını bu aşamada önemsiyor. Bu açıdan protestolar yüzünden istifa eden Azarov hükümetinin yerine kimin, daha doğrusu kimlerin geleceği önem kazandı. Rusya, Ukrayna’da yeni kurulacak hükümetin yönelimi belli oluncaya kadar 15 milyar dolarlık kredi ve doğalgazda Rusya, Ukrayna’ya sattığı bin metreküp doğalgazın fiyatını 400 dolar’dan 268.5 dolara indiren anlaşmaları askıya aldı. Bu anlaşmayla 2009’da Timoşenko’nun imza attığı tartışmalı koşullar düzeltilecekti.

Sonuç olarak Ukrayna on yıl öncesine göre çok daha kaotik. Ülkede kutuplaşmanın coğrafi keskinliğinin yol açabileceği bölünme ihtimali konuşuluyor. Ekonomideki zayıf tablo ve Rusya ile dış ticaret hacmi, batı yönelimli siyaseti kısıtlamaya devam edecek. Rusya bu çerçevede önemli bir avantaja sahip bulunuyor. Ukrayna’nın önemli aktör olarak yer aldığı “Doğu Ortaklığı” programını güçlendirmekte zorlanan ve son olaylarda daha net görüldüğü üzere proaktif olamayan AB’nin problem çözme karnesi de Moskova’nın lehine bir görüntü oluşturuyor.

ukraine610-1Coğrafi kutuplaşma: Sarı bölgeler ülkede Rusça’nın anadil olmadığı bölgeleri gösteriyor. Harita: WP)

[1] Putin calls ‘color revolutions’ an instrument of destabilization, Kyiv Post, 15 Aralık 2011
http://www.kyivpost.com/content/russia-and-former-soviet-union/putin-calls-color-revolutions-an-instrument-of-des-118993.html Erişim tarihi 12.02.2014

Yerelden Uluslararasına: Rus Mafyası Hakkında Notlar

kadir1“Organizatsiya” yani Rus mafyası Soğuk Savaş sonrası giderek güçlenmeye başladığında onlar için en yaygın tanımlardan birisi “kriminal ve legal ekonomileri birleştiren post komünist kalkınma modeli” olmuştu. Dünya çapında yıllık 200 milyar dolarlık bir cirosu olduğundan bahsedilen Rus mafyasının 1998 tarihli bir saptamada Rusya’daki özel sektörün yüzde 40’ını kontrol ettiği; Rus bankalarının ise yüzde 80’inin doğrudan veya dolaylı olarak mafyanın kontrolünde olduğu iddia edilmiştir [1]. 1992’den 1998’e kadar geçen beş yıllık dönemde 95 bankacının öldürülmesi bu alandaki güç mücadelesini gözler önüne sermiştir. Suç imparatorluğunun anahtar kurumları olan bankaları Rus mafyası müşteri bulmada ve kontrol etmede kullanmıştır. Rusya Merkez Bankası Başkanı Viktor Melnikov, Rusya’dan Nauru’daki bankalara 1998 yılında 70 milyar dolar aktarıldığını ifade etmiştir [2].

Mafyanın kodlarını Sovyet “gulag”larındaki mahkûm gruplarının liderlerinin oluşturduğu söylenebilir. Mafyanın yükselmesinde önemli bir etken sosyalist sistemden serbest piyasa ekonomisine geçiş dönemindeki karaborsa koşullarıdır. Önemli bir başka nokta da sözkonusu geçiş döneminde yapılan özelleştirmelerde pay sahibi olabilmek için küresel sermayeye ulaşma yeteneğine sahip kişilerin Rusya’daki güç dengelerini geriye dönülmez bir şekilde şekillendirmeleridir. Oligarklar denilen sınıfın da öncelikle bu bağlamda incelenmesi gereklidir.

İktidar ilişkilerinde Yahudiliğin ve Ortodoks Hıristiyanlığın önemli bir yeri olduğu söylenebilir. Kara para aklamada Yahudi asıllı Rus vatandaşlarının pasaport alabildiği İsrail’in ve Rusların Ortodoksluktan ötürü yakın oldukları Güney Kıbrıs’ın yanı sıra İsviçre’yle Liechtenstein’ın ismi zikredilmektedir [3]. Bununla birlikte İsrail devletinin Rus Yahudisi mafya üyelerinden oldukça şikayetçi olduğu öne sürülmektedir. Güney Kıbrıs’ta yaklaşık 30 bin Rus’un yaşadığı ve her yıl 200 binin üzerinde Rus turistin buraya geldiği raporlarda yer almaktadır. Ayrıca Güney Kıbrıs’ın Rusya’dan Orta ve Doğu Avrupa’ya para aktarımında bir üs olarak kullanıldığı raporlanmıştır[4].

1994 yılında Rusya’nın içişleri bakanı Mikhail Yegorov Rusyadaki organize suç örgütlerinin sayısının Gorbaçov’un dönemindeki 785 seviyesinden 5691’e ulaştığını açıklamıştır[5].

Aslan Usoyan

Aslan Usoyan

İtalyan mafyasının zayıflaması ABD ve Avrupa’da en çok Rus mafyasının işine yaramıştır. Yarı askeri bir oluşum olarak da görülen Rus mafyasının en etkili kollarından biri olarak 5000 üyeli olduğu ileri sürülen Solntsevskaya Bratva bilinmektedir. Adını Moskova’daki bir semtten alan bu grubun önemli üstleri arasında Berlin, Viyana ve Roma yer almaktadır. Yine Moskova’da Dolgopruadnanskaya ve Izmailovskaya ile St Petersburg’da Tambov en güçlü örgütler arasında sayılmaktadır.

Rus mafyası içinde Rusların yanısıra Rus Yahudilerinin, Gürcülerin, Ermenilerin, Azerilerin, Dağıstanlıların ve Asurilerin önemli ağırlıkları vardır. 90’larda Çeçenler Rusya, Ukrayna ve Belarus’un yeraltı dünyasında çok önemli bir güce sahipti. Nikolay Suleimanov ve Khozh-Akhmed Nukhaev, Obshina olarak adlandırılan Çeçen mafyasının bu dönemde ileri gelen isimleriydi. Yine Gürcülerin de bu dönemde önemli bir ağırlığı bulunmaktaydı. Sporcular için Sosyal Koruma Fonunun başkanı Otari Kvantrishvili 5 Nisan 1994’te Krasnopresnenskie hamamında bir “sniper”le öldürüldü. Güreşçi ve vücut geliştirmecilerden oluşan bir çetesi vardı.

Mafya başından beri sporcularla yakından ilgilenmiştir. Rus mafyasının uluslararası üne sahip Rus sporcularına koruma önererek onlardan haraç aldıkları raporlanmıştır. ABD’de Profesyonel buz hokeyi oyuncuları Alexei Zhitnik, Vladimir Malakhov, ve Alexander Mogilny’den haraç istendiği raporlanmıştır. 1996’daki kongre kayıtlarına göre Mogilny FBI’ya müracaat etti. Zhitnik ise daha güçlü bir patrona başvurmayı tercih etti. 1997’nin nisan ayında Rus Buz Hokeyi Federasyonu başkanı, haziran ayında Spartak Moskova’nın genel direktörü öldürülmüştür.

90’ların başında Afgan savaşının gazileri ve eski KGB askerleri mafyaya hizmet etmeye başlamıştır. Bu dönemde Afganistan Gazileri Birliğinin kara para akladığı iddia edilmiştir. Lideri 1994’te suikaste uğradıktan sonra bu oluşum ikiye ayrılmıştır. Albay Valery Radchikov 1995’te bir suikast girişimden sağ kurtulmayı başardı. Kasım 1996’da diğer kolun lideri Sergei Trakhirov ve eşi mezarlıkta, cenaze töreni sırasında patlatılan bombayla öldürülmüştür.

Mafya üyelerinin kendine has bir kültür geliştirdiği gözlenmiştir. Bazı mafya üyeleri haç, çarmıha gerilmiş isa, iskelet, çan, dikenli tel, kaplan vb. dövmeler yaptırmaktadır. Bu dövmelerin açık anlamları bulunmaktadır. Örneğin omuz ve boyun bölgesindeki yılan komünist parti sistemine bağlılık anlamına gelmektedir. Ayrıca mafya üyelerinin pahalı ve görkemli mezar taşları da dikkat çekmektedir.

21Yekaterinburg’tan mezar taşları -1 [6].

5Yekaterinburg’tan mezar taşları -2 [6].

Rusya’da 1990’lardan başlayarak birçok suikast gerçekleştirilmiştir. Mafyanın ilişkilerini takip etmek açısından bu suikastlere göz atmakta fayda bulunuyor.

ÖNEMLİ SUİKASTLER

16 Ocak 2013: Moskova’nın merkezinde bir restoran çıkışında Ded Hasan lakaplı Kürt asıllı ünlü mafya babası Aslan Usoyan uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü.

15 Aralık 2011: Svoboda Slova’nın sahibi gazeteci Gadzhimurat Kamalov Mohaçkale’de öldürüldü.

15 Temmuz 2009: İnsan hakları savunucusu Natalia Estemirova Grozni’deki evinden kaçırılarak öldürüldü.

5 Haziran 2009: Dağıstan İçişleri Bakanı Adilgerei Magomedtagirov Mohaçkale’de katıldığı bir düğünde öldürüldü.

19 Ocak 2009: İnsan hakları savunucusu Stanislav Markelov Moskova’da bir konferans çıkışında öldürüldü.

31 Aralık 2008: Vladikavkaz’ın eski belediye başkanı ve Kuzey Osetya’nın başbakan yardımcısı Kazbek Pagiyev arabasının içinde şoförüyle beraber öldürüldü.

26 Ekim 2008: Kuzey Osetya’nın başkenti Vladikavkaz’ın belediye başkanı Vitaly Karayev evinden çıkıp gümüş renkli Mercedes’ine binmeye çalışırken öldürüldü.

Aleksandr Litvinenko

Aleksandr Litvinenko

23 Ekim 2006: hükümet muhalifi eski ajan Aleksandr Litvinenko’nun Londra’da Polonyum 210 zehirlenmesi sonucu öldüğü açıklandı. Litvinenko Rusya’da 1999 yılında toplam 300 kişinin ölümü ile sonuçlanan bombalama olaylarının arkasında Rusya Gizli Servisi FSB’nin olduğunu ileri sürmüştü. Ayrıca Kürt kökenli patronlardan Zahariy Kalashov’un PKK’ya silah sattığını iddia etmişti.

19 Ekim 2006: Dalnegorsk Belediye Başkan adayı Dmitry Fotyanov seçimlerden bir hafta önce vurularak öldürüldü.

15 Ekim 2006: Irbit şehir konseyinin üyesi Aleksandr Semyonov sırtından vurularak öldürüldü. Aynı gün ITAR-TASS Ajansı mülkiyet daire başkanı Anatoly Voronin bıçaklanarak öldürüldü.

7 Ekim, 2006: Rusya’nın Çeçenistan politikasını eleştiren gazeteci Anna Politkovskaya öldürüldü.

14 Eylül 2006: Merkez Bankası başkan yardımcısı Andrei Kozlov Moskova’da vuruldu. Kozlov karapara aklama ile mücadele eden önemli bir isimdi.

16 Ekim 2005: İki Rus bankasının eski sahibi Aleksandr Slesarev eşi ve kızıyla beraber öldürüldü.

17 Mart 2005: Rusya’nın devlet kontrolündeki elektrik monopolünün başkanı ve 1990’ların başındaki özelleştirmenin mimarı Anatoly Chubais bombalı saldırıdan kurtulmayı başardı.

Paul Klebnikov

Paul Klebnikov

9 Temmuz 2004: Yolsuzluklara ilgili yazı dizileri hazırlayan Forbes’in Rusça versiyonunun editörü Paul Klebnikov Moskova’daki ofisinde öldürüldü.

2 Mart 2004: Novosibirsk’in özelleştirlermeden sorumlu belediye başkan yardımcısı Valery Maryasov öldürüldü.

3 Temmuz 2003: Hukukçu ve gazeteci Yury Shchekochikhin, şüpheli bir alerjik reaksiyon sonucu öldü.

7 Haziran 2003: Almaz-Antei ortaklığı RATEP savunma tesislerinin ticari direktörü Sergei Shchitko Moskova’nın 90 kilometre güneyindeki Serpukhov’da arabasının içinde vuruldu. Shchitko bir gün önce öldürülen Igor Klimov gibi susturucuyla vurulmuştu.

6 Haziran 2003: Rusyanın en büyük anti hava misili üreticisi Almaz-Antei’nin genel müdürü Igor Klimov Moskova’da kamuflajlı suikastçiler tarafından öldürüldü.

Sergei Yushenkov

Sergei Yushenkov

17 Nisan 2003: 1989- 2003 arasında Duma milletvekili, Liberal Rusya partisinin lideri Sergei Yushenkov evinin yakınlarında öldürüldü.

14 Mart 2003: Promeksimbank Başkan yardımcısı Andrei Ivanov Moskova’da öldürüldü.

18 Ekim 2002: Altın ve petrol sektörlerindeki yolsuzlukları kurcalayan Magadan bölgesi valisi Valentin Tsvetkov Moskova’da öldürüldü.

3 Haziran 2002: Alfavit Finans başkanı Pavel Shcherbakov Moskova’da öldürüldü.

21 Mayıs 2002: Sakhalin adası sınır kuvvetlerinin komutanı Tümgeneral Vitaly Ivanovich Gamov dairesinin kundaklanması sonucu öldürüldü. Kaçakçıların rüşvet teklifini geri çevirdiği için öldürüldüğü iddia edildi.

29 Haziran 2000: Akademkhimbank Başkanı Sergei Ponamarev Moskova’da öldürüldü.

30 Aralık 1999: Novgorod bölgesinin kereste baronu Mikhail Dakhya St Petersburg’ta keskin nişancı tarafından öldürüldü.

17 Kasım 1999: Intersvyazbank Başkanı Sergei Belov Moskova’da öldürüldü.

20 Kasım 1998: İnsan hakları savunucusu ve Liberal kanattan Duma Milletvekili Galina Starovoitova St Petersburg’taki evinde vurularak öldürüldü.

Ağustos 1998: Rusya’nın en büyük elmas üreticisi Kristall’ın CEO’su Aleksandr Shkadov Smolensk’te vurularak öldürüldü.

3 Ağustos 1998: Promstriogaz bankasının başkanı Yury Bezruchenko Moskova’da öldürüldü.

Lev Rokhlin

Lev Rokhlin

3 Temmuz 1998: Duma Milletvekili ve savunma komitesi üyesi Lev Rokhlin (Rus Yahudisi eski general) Moskova yakınlarında vurularak öldürüldü.

8 Haziran 1998: Muhalif “Sovetskaya Kalmykia Segodnya” baş editörü Larissa Yudina dövülüp bıçaklanarak öldürüldü.

6 Şubat 1998: New Moscow Bankası başkanı Dmitry Levchenko Moskova’da öldürüldü.

19 Ağustos 1997: Şehrin özelleştirme programını denetleyen St. Petersburg vali yardımcısı Mikhail Manevich Nevsky Prospekt’te keskin nişancı tarafından vurularak öldürüldü.

17 Haziran 1997: Spartak Moskova futbol klübünün direktörü Larisa Nechayeva Moskova yakınlarında öldürüldü.

22 Nisan 1997: Rusya Buz Hokeyi federasyonu başkanı Valentin Sych vurularak öldürüldü.

14 Ocak 1997: Kutuzovsky bankasının başkanı Yury Repin Moskova’da öldürüldü.

Paul Tatum

Paul Tatum

3 Kasım 1996: Susurluk kazasıyla aynı günde Radisson Slavyankaya otelinin ortağı ve Amerikan İş Merkezinin kurucusu ABD’li işadamı Paul Tatum metro istasyonunda öldürüldü.

13 Haziran 1996: Nasyonalistlerin lideri Vladimir Zhirinovsky’nin destekçisi Vladimir Oberderfer Sibirya’daki maden şehri Novokuznetsk’te vurularak öldürüldü.

13 Haziran 1996: Viktor Mosalov, Zhukovsky belediye başkanı başından üç kere vurularak öldürüldü.

6 Haziran 1996: Moskova Belediye Başkan yardımcısı adayı Valery Shantsev oturduğu apartmandan ayrılırken otomobilinin altındaki radyo kontrollü bombanın patlatılması sonucu ağır yaralandı.

28 Ekim 1995: Duma Milletvekili Sergei Markidonov Petrovsk-Zabaikalsky’ta başından vurularak öldürüldü.

17 Ekim 1995: Mosstroibank Başkanı Mikhail Zhuravlyov Moskova’da öldürüldü.

5 Ağustos 1995: Rosbiznesbank Başkanı Ivan Kivelidi zehirlenerek öldürüldü.

20 Temmuz, 1995: Doğalgaz ve petrol sektörü odaklı hizmet veren Yugorsky bankası Başkanı Oleg Kantor sayfiye evinde defalarca bıçaklanarak öldürüldü.

1 Mart, 1995: Rus Devlet Televizyonunun başkanı Vladislav Listyev vurularak öldürüldü.

5 Kasım 1994: Komünist partiden Duma milletvekili Valentin Martemyanov dövülme sonucu aldığı yaralar nedeniyle öldü.

26 Nisan 1994: Yeni bölgesel politika hizibinden Duma milletvekili Andrei Aizderdis Moskova’daki evininin dışında av tüfeğiyle öldürüldü.

2 Şubat, 1994: Duma milletvekili Sergei Skorochkin Moskova’da tren raylarına kelepçelendi ve feci şekilde can verdi.

Dmitry Kholodov

Dmitry Kholodov

17 Ekim 1994: Savunma Bakanlığındaki yolsuzlukları araştıran gazeteci Dmitry Kholodov Moskova tren istasyonunun emanet bagaj bölümünde kendisi için bırakılmış evrak çantasını ofisine götürmüştü. Kholodov bu çantada silahlı kuvvetlere ait önemli dökümanlar olduğunu sanıyordu.

Bu giriş yazımızda son olarak bazı isimler hakkında kısa bilgiler vermekte yarar var.

ÖNE ÇIKAN İSİMLER

Evsei Agron

New York’un ünlü Rus Yahudisi patronu… (Rusların yoğun olarak ikamet ettiği Brighton Beach bölgesi mafyanın da merkeziydi) Bu dönemde mafya kontrolündeki mazot kaçakçılığının (dizel taşıtlarda kullanılanlar vergilendirilirken evde ısınma amaçlı kullanılan mazotun vergilendirilmemesinden yararlanılıyordu) sadece New Jersey eyaletinde yıllık bir milyar dolarlık vergi kaçağına neden olduğu raporlanmıştır[7]. İki başarısız teşebbüsten sonra Mayıs 1985’te asansör beklerken arkadan başına sıkılan kurşunla öldürüldü.

Marat Balagula

Marat Balagula

Marat Balagula

Agron’un danışmanlığını yapan Balagula 1943 doğumlu Ukrayna Yahudisidir. ABD’ye göç ettikten sonra saati 3,5 dolara tekstil işçisi olarak çalışmaya başladı. ABD’ye yeni gelen Ruslara el tuttu. Beyaz yakalılar ve ekonomistlerden bir çevre kurdu ve Odessa restoranını uluslararası ticaret ağının merkezi haline getirdi. Balagula 1986’da 750.000 dolarlık bir kredi kartı yolsuzluğu yüzünden metresi ile beraber Antwerp’e kaçmak zorunda kaldı. Üç yıl kaçak hayatı yaşadıktan sonra Frankfurt am Main’de yakalandı. 8 yıl kredi kartı yolsuzluğundan 10 yıl da yakıt yolsuzluğundan hapis cezası alan Balagula 2004’te hapisten çıkmıştır.

Boris Nayfeld (Biba)

Belarus Yahudisi çete reisi Boris Nayfeld, Evsei Agron’un eski şoförü ve korumasıydı. İtalyan-Leh gangster Ricardo Fanchini ile Tayland’dan ABD’ye eroin soktuğu iddia edilmiştir.

Viktor Bout

Viktor Bout

Viktor Bout
1967 Duşanbe doğumlu, Ukrayna kökenli eski bir ordu tercümanıydı. 1990’larda ve 2000’lerin başında uluslararası silah kaçakçılığı yapmakla suçlanmıştır. Afganistan’da Taliban öncesi hükümete çalıştığı, Bulgaristan’dan Afrika’ya silah kaçakçılığı yaptığı; 2000’lerde İkinci Kongo Savaşına silah tedarik ettiği iddia edildi.

Vitali Dyomochka

Bondar lakabıyla tanınmıştır. Üniversiteden kovulduktan sonra hırsızlık olaylarına karşı mağazaları koruma parası alarak geçimini sağladı. 1997’de hapisten çıktıktan sonra Vladivostok bölgesindeki Podstava grubunun liderliğine geçti. Bu örgütün ayarlanmış araba kazaları ile mağdurlardan para sızdırdığı iddia edildi.

Monya Elson

1951 Kişinev doğumlu Moldovya Yahudisidir. Cepçilikle başladığı kariyerinde ABD’nin en önemli kiralık katillerden biri olmuştur.

Ludwig Fainberg

Ukrayna Yahudisi olan Fainberg, Brighton Beach’ten Miami’ye taşınıp Porky’s adlı bir striptiz klübü açtı. Burada Güney Florida’da Medellin uyuşturucu karteli ile Rus Mafyası arasında arabuluculuk yaptığı ortaya çıkarıldı. Mahkum olduktan sonra İsrail’e sınırdışı edilmiştir.

Vyacheslav Ivankov

Vyacheslav Ivankov

Vyacheslav Ivankov, (Yaponchik)

1992’de Rusya İçişleri Bakanlığı Vyacheslav Ivankov’un ABD’ye Rus suç örgütlerini yönetmek üzere gönderildiğini FBI’a bildirmiştir. Burada Amerikan mafyasıyla ve Kolombiya uyuşturucu kartelleriyle iş ilişkileri kurduğu ileri sürüldü. Ivankov’un gücü Alexander Volkov ve Vladimir Voloshin adlı iki Rus işadamından 3,5 milyon dolar haraç istemesi iddiasıyla 10 yıllık ceza almasından sonra azalmıştır. 28 Temmuz 2009’da Moskova’daki bir restorandan çıkarken sniper ile vurulmuştur.

Vladimir Kumarin (Vladimir Barsukov)

Petersburg Petrol Şirketi’nin (ПТК) başkan yardımcılığını yaptı. Saint Petersburg’taki Tambov örgütünün lideri olarak bilinir. 24 Ağustos 2007’de 300 özel kuvvet askerinin katıldığı bir operarsyonla tutuklandı. Kasım 2009’da dolandırıcılık ve kara para aklamadan 14 yıla mahkum edildi.

Otari “Otarik” Kvantrishvili

Güreşçi ve vücut geliştirmecilerden oluşan bağlıları vardı. 5 Nisan 1994’te Krasnopresnenskie hamamında bir “sniper”le öldürüldü.

Sergei Mikhailov

1958 doğumlu Mikhailov, Solntsevskaya grubunun lideri olarak gösterilmektedir. 1986’da yerel bir spor organizasyonu kurmuş, zamanla multimilyarder bir işadamı haline gelmiştir.

Semion Mogilevich

Semion Mogilevich

Semion Mogilevich

Ukrayna Yahudisi olan Mogilevich patronların patronu olarak bilinmektedir. Halen FBI’ın en çok aranılan 10 kişi listesinde yer almaktadır. 1994’te Rusya’daki en büyük özel bankalardan Inkombank’a sahip oldu. Prag’ta Mayıs 1995’te Solntsevskaya Bratva grubu ile görüştüğü U Holubů restoranı polis tarafından basılmasıyla gündeme gelmişti.

Mikhail Rabo

Berlin Yahudilerinin saygın ismi 2008’de Rusya’nın en büyük organize suç örgütlerinden birisinin yönetmekle suçlanmıştır.

Alexander Solonik

Alexander Solonik

Alexander Solonik

İki elini de iyi kullanan Solonik, Rusya’nın bir numaralı kiralık katili olarak biliniyordu. 1996 yılının Rusya güzeli olan karısı Svetlana Kotova ile birlikte 1997’de Atina’da öldürüldü.

Nikolay Suleimanov

Obşina lideri. 1986’da Güney Moskova’da araba satışı işini yönetiyordu. Rus gizli servisleri tarafından Çeçenistan’da kullanıldığı iddia edildi. Ruslan Labazanov’la beraber Dudayev’i devirmeye çalıştı. 1994’te I. Çeçen savaşından önce öldürüldü.

Bu yazı Diplomatik Gözlem Ağustos 2013 sayısında yayınlanmıştır.

DİPNOTLAR

[1] BBC News Special Report: The rise and rise of the Russian mafia, Kasım 1998
http://news.bbc.co.uk/2/hi/special_report/1998/03/98/russian_mafia/70095.stm

[2] Hilzenrath, David S: Tiny Island Shelters Huge Cash Flows, Washington Post, October 28, 1999

[3] BBC News Special Report: The rise and rise of the Russian mafia, Kasım 1998 http://news.bbc.co.uk/2/hi/special_report/1998/03/98/russian_mafia/70095.stm

[4] Pelto, E; Vahtra P; Liuhto K: Cyp-Rus Invesment Flows to Central and Eastern Europe Russia’s Direct and Indirect Investments via Cyprus to CEE, Electronic Publications of Pan-European Institute, 2/2003

[5] BBC News Special Report: The rise and rise of the Russian mafia, Kasım 1998 http://news.bbc.co.uk/2/hi/special_report/1998/03/98/russian_mafia/70095.stm

[6] http://englishrussia.com/2007/02/27/russian-mafia-grave-tombs/ Erişim: 12 Ekim 2010.

[7] Russian-Emigre Crime in the Tri-State Region, New Jersey State Commission of Investigation Report http://www.state.nj.us/sci/pdf/russian.pdf Erişim: 12 Ekim 2010.

KAYNAKÇA

Finckenauer, James O; Waring, Elin J.: Russian Mafia in America, Boston: Northeastern University Press, 1998

Friedman, Robert I. Red Mafiya: How the Russian Mob Has Invaded America. New York: Little, Brown and Company, 2000

Hilzenrath, David S: Tiny Island Shelters Huge Cash Flows, Washington Post, October 28, 1999

Johnson, M. Raphael: The Judeo-Russian Mafia, From the Gulag to Brooklyn to World Dominion The Barnes Review, May/June 2006 Volume XII, Number 3

Mallory, Stephen L. Understanding Organized Crime. Jones and Bartlett Publishers, Boston, 2007

Pelto, E; Vahtra P; Liuhto K: Cyp-Rus Invesment Flows to Central and Eastern Europe Russia’s Direct and Indirect Investments via Cyprus to CEE, Electronic Publications of Pan-European Institute, 2/2003

Russian Mob a Worldwide Threat, Barry Renfrew, The Associated Press
http://www.russiajournal.com/archive/The_Russia_Journal/1999/September/06.09.1999/Analysis/Sep.06-17.pdf Erişim: 12 Ekim 2010

Vory v Zakone has hallowed place in Russian criminal lore
http://www.nytimes.com/2008/07/29/world/europe/29iht-moscow.4.14865004.html?pagewanted=all&_r=0 Erişim: 18 Şubat 2013

The Rise and rise of the Russian mafia
http://news.bbc.co.uk/1/hi/special_report/1998/03/98/russian_mafia/70095.stm Erişim: 12 Ekim 2010

Russian-Emigre Crime in the Tri-State Region, New Jersey State Commission of Investigation Report http://www.state.nj.us/sci/pdf/russian.pdf Erişim: 12 Ekim 2010.

Russia’s litany of unsolved murders
http://news.bbc.co.uk/2/hi/8269233.stm Erişim: 12 Ekim 2010

Murder, Russian-Style: Political Assassination By Yuri Zarakhovich
http://www.time.com/time/world/article/0,8599,1851854,00.html Erişim: 12 Ekim 2010

Russia: Unsolved, High-Profile Assassinations Haunt Authorities By Gregory Feifer
http://www.rferl.org/content/article/1103126.html Erişim: 18 Şubat 2013

Anna Politkovskaya, 1958-2006 http://www.slate.com/id/2151209/ Erişim: 12 Ekim 2010

Russian Mafia Grave Tombs http://englishrussia.com/2007/02/27/russian-mafia-grave-tombs/ Erişim: 12 Ekim 2010.

Russian Mafia’s Worldwide Grip
http://www.cbsnews.com/stories/2000/07/21/world/main217683.shtml Erişim: 12 Ekim 2010

Rusya Suikastlarını Okumak

kadir1

Eski Rus tarihinde devlet adamları ve topluma yön veren insanlar; Çar II. Aleksandr gibi hükümdarlar, Nikolay Alekseyev gibi belediye başkanları öldürülmüştür. Nice askerler, danışmanlar entrikalara kurban verilmiştir. Bunlar arasında Grigori Rasputin gibi hem zehirlenmiş hem de vurulmuş olanlar da vardır. Ama Sovyetler’in dağılmasıyla Rusya mafya üyeleri ve işadamlarının öldürülmesinin günlük olaylara dönüştüğü bir döneme girmiştir. Yıllık 500-600 [1] civarında kontrat cinayetin işlendiği ve öldürülenlerin dörtte üçünün mafya üyeleri veya onlarla ilişkisi olan işadamları olduğu 1990’larla kıyaslandığında daha güvenli bir ülke olsa da Rusya bugün hâlâ suikastlarla gündeme gelmeye devam etmektedir.

Yuri Zarakhovich Rusya’daki suikastlardan bahsettiği yazısında Stalin’in “Ölüm bütün problemleri çözer” sözünden bahseder ve Stalin tarih olsa da yönetim tarzının geçerli olduğunu söyler. [2] Bu türden bir toplumsallaşmanın yaşandığı Rusya’da sıradan hedefler için 100-200 dolardan başlayan bir ücret talep edildiği bilinmektedir; ancak bu rakamlar önemli kişiler için çok yüksek meblağlara çıkabilmektedir.

1998 tarihli bir raporda mafyanın Rusya’daki özel sektörün yüzde 40’ını kontrol ettiği, Rus bankalarının yüzde 80’inin doğrudan veya dolaylı olarak mafyanın kontrolünde olduğu iddia edilmiştir[3]. 1992’den 1998’e kadar geçen beş yıllık dönemde 95 bankacının öldürülmesi bu alandaki güç mücadelesini sergilemektedir.

Bir başka meslek grubunun da yıllar içinde büyük kayıplar vermesini siyasi ve ekonomik menfaat çatışması bağlamında ele alabiliriz. Bu grubu oluşturanlar Yeltsin döneminden beri yüzlerce kayıp veren gazetecilerdir[4]. New York merkezli Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) Rusya’yı gazeteciler için “3. en tehlikeli ülke” olarak listelemiştir. Rusya bu kuruma göre istatistiklerde 1991’den beri sadece 1993-96 arasında Cezayir ve işgal sonrası Irak tarafından geçilebilmiştir[5].

Mafyanın sporculara koruma önererek haraç temin ettiği de bilinmektedir. Uluslararası üne sahip sporcuların ihtiyacı yoksa bile Rusya’daki yakınlarının korumaya ihtiyacı olabilmektedir. ABD’de Profesyonel buz hokeyi oyuncuları Alexei Zhitnik, Vladimir Malakhov, ve Alexander Mogilny’den Rus mafyasının haraç istediği raporlanmıştır. 1996’daki kongre kayıtlarına göre Mogilny FBI’ya müracaat etmiş Zhitnik ise daha güçlü bir patrona başvurmayı tercih etmiştir. 1997’nin nisan ayında Rus Buz Hokeyi Federasyonu başkanının, haziran ayında ise Spartak Moskova’nın genel direktörünün öldürülmeleri spor adamı suikastlarının başka örnekleridir.

Mafyanın eski askerlerden oluşan bazı üyeleri olaylara kendi tarzlarını yansıtmışlardır. 90’ların başında Afgan savaşının gazileri ve eski KGB askerleri mafyaya hizmet etmeye başladığında Afganistan Gazileri Birliğinin kara para akladığı iddia ediliyordu. Lideri 1994’te suikasta uğradıktan sonra bu oluşum ikiye ayrılmıştır. Albay Valery Radchikov 1995’te bir suikast girişimden sağ kurtulmayı başarmış; Kasım 1996’da diğer kolun lideri Sergei Trakhirov ve eşi mezarlıkta, cenaze töreni sırasında patlatılan bombayla öldürülmüştür.

Suikastlarda kesin nişancılar tarafından gerçekleştirilenlerin yanı sıra bombalamalar, bıçaklamalar, trafik kazası görünümünde olanlar, zehirlemeler ve radyoaktif madde ile zehirlemeler başlıca yöntemlerdir. Bunlardan karmaşık ve ileri teknoloji barındıran bazıları ise, suikastların devletle bağlantılı olduğuna dair şüphe uyandırmaktadır. Rusya devletinin de suikastları politik bir araç olarak kullandığı bilinmektedir. Çeçen Savaşları da bu perspektifi kuvvetlendirmiştir. Hatırlanacağı üzere Haziran 2006’da yapılan düzenlemeyle devlet başkanına teröristlere yurtdışında suikast düzenlenmesi için güvenlik kuruluşlarına talimat verme yetkisi verilmiştir.

Yazının devamı 2023 Dergisi’nin Ağustos 2013 sayısında

Genç Başbakanlar ve Kısa Kariyerler

kadir1Geçtiğimiz ay Çek Cumhuriyeti Başbakanı Petr Necas, danışmanı Jana Nagyova’ya yönelik rüşvet ve görevi kötüye kullanma suçlamalarından ötürü istifa etti. Necas’ın sevgilisi olduğu öne sürülen Nagyova, bazı milletvekillerine rüşvet vermekle ve de askeri istihbarata yasadışı takip yaptırmakla suçlanmıştı. Nagyova’nın takip ettirdiği kişiler arasında Başbakan’ın arasının açık olduğu karısı da bulunuyordu. Nagyova, Başbakan’ın eşini Yehova Şahitleri’nin etkisi altına girdiği için takip ettirdiği şeklinde bir savunma yapsa da 400 kişinin gözaltına alındığı operasyon siyasi depreme yol açtı. Böylece İsrail’i “düşmanlarla çevrili küçük bir ulus” olarak nitelendirmesiyle hatırladığımız Necas, büyük bir ihtimalle 49 yaşında siyasi kariyerini noktalamış oldu.

2005 yılında da zamanın Çek Başbakanı Stanislav Gross (Başbakanlığı bıraktığında 36 yaşındaydı) bir skandal dalgası sonrasında istifa etmişti. Gross da, Prag’ta satın aldığı dairenin finansman kaynağı ile karısının, sigorta yolsuzluğu ve kara para aklamakla suçlanan birisiyle iş ilişkisinden ötürü görevden ayrılmak zorunda kalmıştı.

Çek Cumhuriyeti’nin üst düzey yolsuzluk sorunlarıyla tanınmasına neden olan olaylar bağlamında 2013 yılının başında Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus’un 6318 mahkumu affedip yüzlerce yüksek profilli yolsuzluk dosyasının rafa kaldırılmasını sağlamasını da  zikretmek gerekir.

Transparency International’ın 2009 tarihli bir raporuna göre, Çek halkının yüzde 10’dan az bir kesimi devletlerinin yolsuzlukla etkili bir şekilde mücadele ettiği fikrindeydi. 2010’da yine aynı kuruluş halkın yüzde 44’ünün yolsuzluğun daha da arttığını düşündüğünü raporladı.

Uluslararası gündeme yansıyan bir haber bu durumun ülkedeki girişimcilere ilham kaynağı olduğunu gösteriyor. Bir Çek seyahat acentası turistler için yolsuzluk turları düzenliyor. The CorruptTour adlı acenta turistlere kamu kaynaklarıyla yaptırılan pahalı ve amaçsız projelerin yanısıra belediye binası gibi yerleri gezdiriyor. Acenta vebsitesinde Prag’ın yolsuzluğa bulaşmış yapılarının dünya mirası statüsünü hak ettiğinden bahsedilirken Prag hastanelerinde turistlere “bürokrasi labirenti” deneyimi sunuluyor.  Üç saatlik bu turlar  için kişi başı 30 avro’yu gözden çıkarmanız gerekiyor.

Son olarak Türkiye’nin de son yıllardaki bazı çabalara rağmen Transparency International’ın  yolsuzluk endeksinde oldukça gerilerde, Çek Cumhuriyeti’yle birlikte 54. sırayı paylaştığını hatırlatalım. Bu endeks ne kadar önemsenir bilemiyorum ama halihazırda marka değerimizin Ruanda’dan düşük olduğu bir alanı ifade ediyor.